7 Haziran 2009 Pazar

Be ne yaman çelişki..

Çelişki 1: Şu iki yazıyi aynı kadın köşeyazarı yazmış güya..
Okumaya üşenecekler için özetleyeyim:İlkinde yazar manitasıyla kaotik şehir İstanbul'dan kaçıp Bodrum'da dağ başında kiraladıkları evde gayet "haysiyetli "bir hayat sürdüklerini anlatıyor.Doğal ortam ya, sonra bir sabah kalktıklarında yatak odalarında buldukları köpekten bahsediyor.Çok sevimli bu köpekcik hakkındaki beslesek de mi saklasak, beslemesek de mi saklasak "vicdan muhasebelerini" de ekledikten sonra yazıyı kimseye zararı olmayan hayvanlara eziyet çektiren "pis heriflere" giydirerek noktalıyor.
Oysa hatırlıyorum, çok değil 10 gün önce de Dublin'deki bahisli tazı yarışlarını ballandıra ballandıra anlattığı ikinci yazıyı yazmıştı.Kendi kendimden şüphelendim ilk yazıyı tekrar okudum acaba ince bir dalga geçme var da benim sarı kafam mı anlamadı diye. Yooo gayet de yarışların reklamı şeklinde bir yazı, altında internet sitesi bile var, tipik bir hayatımıza yön veren haftasonu eki yazısı (alıntı: Acar Baltaş).
Çelişki 2: "Kanalları zaplarken gördüm ki" yalanına sığınmadan açık açık söylüyorum bir magazin programı izlerken gördüm 2005 yılında Best Model of the World olmuş kızımız evlenmiş, bir de nerde bilmem (google yapınca öğrendim Yalovaymış)bir köy evinde yaşıyormuş (ama ev son derece modern), evinin köşelerini de çıkmış magazin programında anlatıyor. Bilmem ne yumurtalarının içine renkli ışık koyduk, gece lambası oldu. Lavoboyu eşim bilmem neden yaptı...
Çelişki 3: Benzer bir şeyi beğendiğim bir şarkıcı da yapınca pes dedim. 3 ay kalırız döneriz diye gittikleri ama 3 yıldır yaşadıkları Bodrum'daki (hep de Bodrum, ulan biriniz de Manisa'nın bir köyüne gidin) mütevazi evlerinin kapısını bir dergiye açmış. Yazının başlığı da gözlerden uzak, huzurlu bir yaşam...Ben her şeyi öğrendikten sonra neresi gözlerden uzak bu yaşamın allahaşkınıza.
Bu çelişkiler uzar da gider, ben çok sade bir şekilde evlenmek istiyorum diyerek, "söz+nişan+kına gecesi+gelin bohçası+hamam sefası+nikah+düğün..." yapıp evlenme sektöründe gereksiz şişkinlik yaratanlardan, "bu sayımızda çevreyi korumaya nasıl katkıda bulunuruzu işledik" diyerek 500 sayfalık dergi basanlara kadar...
Tüm bu çelişkilere inat bence gayet tutarlı, popüler deyişle "arkası dolu" bir proje de var son zamanlarda gözüme çarpanlar arasında:"Yavaş şehirler".
Yavaş şehir (Citta Slow) İtalya'da başlayan bir akım. Yavaş şehir akımının amacı yaşanır şehirler yaratmakmış. Logosu da var, salyangoz:)
Ama bu unvanı alabilmek ve salyangoz logosunu kullanabilmek öyle ben yaptım olduyla olmuyor. Bunların kabul ettikleri bir amaçları var, bunu bir anlaşma ile yazılı hale getirmişler, yavaş şehir olabilmenin ve kalabilmenin şartları var ve şehirlerin bu şartları yerine getirip getirmediğini kontrol eden bir sistemleri var.
Bizde olduğunu düşünemiyorum bile, "X'i yavaş şehir ilan ettik!", hurra tüm kaotik şehir İstanbul'dan sıkılmış paralı enteller X'e üşüşür, evlerini fabrikasyon İkea, adresistanbul eşyaları ile döşerler, ciplerine binip dolaşırlar, evcil hayvanlarını para karşılığında bekçinin, bakkalın oğluna gezdirtirler ve bir kaç ay sonra da dergilerde, magazin programlarında biz çok haysiyetli ve huzurlu bir hayat yaşıyoruz diye boy göstermeye başlarlar.
Aman allah korusun...

3 yorum:

Restless Librarian dedi ki...

GÜLTEKİN, KIRAL, LAÇİN bu mesele (tuzukuruların saçmalaması mı? yok canım nereden çıktı) için Alanya'yı incelemişlerdi. "İşin başında ama olur" almışlardı. Hollandalı emekli turistler varken neden olmasın.

melontheroad dedi ki...

Alanya mı?daha neler,orası il olmak üzere

Hafiye dedi ki...

Herkesin kendine müslüman olduğu bir yana herkes ne yapıyorsa onu da yapıyor insanlar bu ülkede.